11 Nisan 2014 Cuma

Cuma Öldü

Cuma Öldü

Nasreddin Hoca fıkralarıAdamın biri ölmüş ve oğlu Nasreddin Hoca'ya gitmiş ve sormuş " Babam cuma günü öldü. Öbür tarafta nasıl karşılanır." demiş. Hocada sormuş "Namaz kılarmıydı"
Oğlu "Hayır ama cuma günü öldü." demiş.
Hoca "Hovardalığı varmıydı?" demiş.
Oğlu "Evet ama cuma günü öldü."
Hoca "Hırsızlık yaparmıydı."
Oğlu "Evet ama cuma günü öldü." Hoca bu sefer sinirlenmiş "Cuma günü ellemezler ama cumartesi gerekeni yaparlar!" demiş.
kaynak: http://www.fikralarim.com/cuma-oldu.html

5 Nisan 2014 Cumartesi

Ben Uyuyorum

Ben Uyuyorum

Nasreddin Hoca fıkralarıBir gün Nasreddin Hoca şehire gelip, bir arkadaşıyla birlikte handa kalmış. Gece yarısı arkadaşı sormuş:
- Hocam, uyudunuz mu?
- Buyurun birşey mi var?
- Biraz borç para isteyecektim.
Nasreddin Hoca derhal horlamaya başlayıp:
- Ben uyuyorum! demiş.


http://www.fikralarim.com/ben-uyuyorum.html

Hoca Kaynanasını Nasıl Arar

Hoca Kaynanasını Nasıl Arar?

Nasreddin Hoca fıkralarıHoca’nın kaynanası çamaşır yıkarken ırmağa düşmüş...
Hoca’nın kaynanası çamaşır yıkarken ırmağa düşmüş, sulara kapılıp yitip gitmiş. Kasaba halkı toplanıp aramaya koyulmuşlar kadıncağızı. Hoca da aramakta, ama herkes gibi ırmağın aktığı yöne değil de geldiği yöne doğru giderek...
Görenlerden biri şaşırmış bu işe ve seslenmiş Hoca’ya :
“Hocam sen ters yöne gidiyorsun!”
Başını adamdan yöne çeviren Hoca şu karşılığı vermiş :
“Sen benim kaynanamı tanımazsın birader. Dünyanın en ters kadınıydı o. Mutlaka cesedi de ters yöne gitmiştir.”

http://www.fikralarim.com/hoca-kaynanasini-nasil-arar.html

Ağaçtan Düşen Gelsin

Ağaçtan Düşen Gelsin

Nasreddin Hoca fıkralarıNasrettin Hoca ,çıktığı ağaçtan düşmüş oflayıp puflamış.Yanına gelenler:
-Azıcık sabırlı ol Hoca! Sanki ne olmuş da bu kadar nazlanırsın.
Hoca:
-Siz hiç ağaçtan düştünüz mü?,diye sormuş.
Oradakiler bir ağızdan:
-Hayır,demişler
Hoca:
-Öyleyse siz gidin de ağaçtan düşen birisi gelsin benim yanıma.

http://www.fikralarim.com/nasrettin-hoca-fikralari

29 Mart 2012 Perşembe

Söyle bari fıkrası



Hoca ormana gitmiş. Oturmuş bir dalın üstüne, başlamış kesmeye. Aşağıdan geçen geçen bir yolcu Hoca ‘ya seslenmiş:
- Be adam insan oturduğu dalı keser mi ? Şimdi düşeceksin.
Hoca adama aldırmamış, işine devam etmiş. Az sonra dal kırılmış, hoca cumburlop düşmüş. Düştüğü yerden perişan seslenmiş ;
- Düşeceğimi bildin, ne zaman öleceğimide söyle bari.

Mum ateşiyle pişen yemek fıkrası

 
Bir gün Nasrettin Hoca ve arkadaşları iddiaya tutuşmuşlar. Eğer hoca karanlık ve soğuk bir gecede, sabaha kadar köy meydanında bekleyebilirse, arkadaşları ona güzel bir ziyafet çekecekmiş. Şayet bunu beceremezse, hoca arkadaşlarına ziyafet çekecek.
Kararlaştırılan gün hoca meydanın ortasında sabaha kadar tir tir titreyerek beklemiş. Sonra yanına gelenlere;
- Tamam demiş. İddiayı kazandım.
- Ne oldu ne yaptın demişler.
- Bekledim sabaha kadar demiş.
- Hayır demişler. Sen uzaktaki bir mum ışığı ile ısınmışsın. İddiayı kaybettin ! Ziyafetimizi hazırla.
Hoca çaresiz kabul etmiş. Ziyafet vakti kocaman bir kazanın altına minicik bir mum dikmiş. Güya bu mumla yemek pişirecek.
- Ne yapıyorsun demişler.
Hocada kıs kıs gülerek cevap vermiş ;
- Bu mum sıcağıyla size yemek pişireceğim arkadaşlar. Uzaktaki bir mum ışığıyla ben nasıl ısındıysam, bu kazandaki yemek de öyle pişecek.

Ömrüm Yeterse fıkrası



Nasrettin hoca küçük yaşta da beklenmedik şakalar yapar. Etrafındakileri şaşırtırmış. Anası tersi çıraklığına vermiş onu.
Bir iki yıl derken, kadıncağız sormuş ;
- Oğlum neler öğrendin ? Anlatta sevineyim
Hoca da;
- Olur anacığım demiş.
- Şimdilik işin yarısını öğrendim. Dikilmiş şeyleri söküyorum. Ömrüm de yeterse tez zamanda elbise dikmeyi öğreneceğim.